ELÇİLERİN İŞLERİ 20:4-38
ELÇİLERİN İŞLERİ 20:4-38 Kutsal Kitap Yeni Çeviri 2001, 2008 (TCL02)
Piros oğlu Veriyalı Sopater, Selanikliler'den Aristarhus ile Sekundus, Derbeli Gayus, Timoteos ve Asya İli'nden Tihikos ile Trofimos onunla birlikte gittiler. Bunlar önden gidip bizi Troas'ta beklediler. Biz de Mayasız Ekmek Bayramı'ndan sonra Filipi'den denize açılıp beş günde Troas'a gelerek onlarla buluştuk. Orada yedi gün kaldık. Haftanın ilk günü ekmek bölmek için bir araya toplandığımızda Pavlus imanlılara bir konuşma yaptı. Ertesi gün oradan ayrılacağı için konuşmasını gece yarısına dek sürdürdü. Toplanmış olduğumuz üst kattaki odada birçok kandil yanıyordu. Eftihos adlı bir delikanlı pencerede oturuyordu. Pavlus konuşmasını uzattıkça Eftihos'u uyku bastı. Uykuya dalınca da ikinci kattan aşağı düştü ve yerden ölüsü kaldırıldı. Aşağı inen Pavlus delikanlının üzerine kapanıp onu kucakladı. “Telaşlanmayın, yaşıyor!” dedi. Sonra yukarı çıkıp ekmek böldü ve yemek yedi. Gün doğuncaya dek onlarla uzun uzun konuştu, sonra oradan ayrıldı. Çocuğu diri olarak evine götüren imanlılar bu olaydan büyük cesaret aldılar. Biz önden giderek gemiye bindik ve Assos'a hareket ettik. Pavlus'u oradan alacaktık. Kendisi karadan gitmek istediği için bunu böyle düzenlemişti. Bizi Assos'ta karşılayınca onu gemiye alıp Midilli'ye geçtik. Oradan denize açılıp ertesi gün Sakız Adası'nın karşısına geldik. Üçüncü gün Sisam'a uğradık ve bir gün sonra Milet'e vardık. Pavlus, Asya İli'nde vakit kaybetmemek için Efes'e uğramamaya karar vermişti. Pentikost Günü Yeruşalim'de olabilmek umuduyla acele ediyordu. Pavlus, Milet'ten Efes'e haber yollayarak kilisenin ihtiyarlarını yanına çağırttı. Yanına geldikleri zaman onlara şöyle dedi: “Asya İli'ne ayak bastığım ilk günden beri, sizinle bulunduğum bütün süre boyunca, nasıl davrandığımı biliyorsunuz. Yahudiler'in kurduğu düzenlerden çektiğim sıkıntıların ortasında Rab'be tam bir alçakgönüllülükle, gözyaşları içinde kulluk ettim. Yararlı olan herhangi bir şeyi size duyurmaktan, gerek açıkta gerek evden eve dolaşarak size öğretmekten çekinmedim. Hem Yahudiler'i hem de Grekler'i, tövbe edip Tanrı'ya dönmeye ve Rabbimiz İsa'ya inanmaya çağırdım. “Şimdi de Ruh'a boyun eğerek Yeruşalim'e gidiyorum. Orada başıma neler geleceğini bilmiyorum. Ancak Kutsal Ruh, beni zincirler ve sıkıntıların beklediğine dair her kentte beni uyarıyor. Canımı hiç önemsemiyorum, ona değer vermiyorum. Yeter ki yarışı bitireyim ve Rab İsa'dan aldığım görevi, Tanrı'nın lütfunu bildiren Müjde'ye tanıklık etme görevini tamamlayayım. “Şimdi aralarında dolaşıp Tanrı'nın Egemenliği'ni duyurduğum sizlerden hiçbirinin yüzümü bir daha görmeyeceğini biliyorum. Bu yüzden bugün size şunu açıkça söyleyeyim: Ben kimsenin uğrayacağı cezadan sorumlu değilim. Tanrı'nın isteğini size tam olarak bildirmekten çekinmedim. Kendinize ve Kutsal Ruh'un sizi gözetmen olarak görevlendirdiği bütün sürüye göz kulak olun. Rab'bin kendi kanı pahasına sahip olduğu kiliseyi gütmek üzere atandınız. Ben gittikten sonra sürüyü esirgemeyen yırtıcı kurtların aranıza gireceğini biliyorum. Hatta öğrencileri kendi peşlerinden sürüklemek için sizin aranızdan da sapık sözler söyleyen kişiler çıkacak. Bunun için uyanık durun. Üç yıl boyunca, aralıksız, gece gündüz demeden, gözyaşı dökerek her birinizi nasıl uyardığımı hatırlayın. “Şimdi sizi Tanrı'ya ve O'nun lütfunu bildiren söze emanet ediyorum. Bu söz, sizi ruhça geliştirecek ve kutsal kılınmış olan bütün insanlar arasında mirasa kavuşturacak güçtedir. Ben hiç kimsenin altınına, gümüşüne ya da giysisine göz dikmedim. Siz de bilirsiniz ki, bu eller hem benim, hem de benimle birlikte olanların gereksinmelerini karşılamak için hizmet etmiştir. Yaptığım her işte sizlere, böyle emek vererek güçsüzlere yardım etmemiz ve Rab İsa'nın, ‘Vermek, almaktan daha büyük mutluluktur’ diyen sözünü unutmamamız gerektiğini gösterdim.” Pavlus bu sözleri söyledikten sonra diz çöküp onlarla birlikte dua etti. Sonra hepsi acı acı ağlayarak Pavlus'un boynuna sarıldılar, onu öptüler. Onları en çok üzen, “Yüzümü bir daha görmeyeceksiniz” demesi oldu. Sonra onu gemiye kadar geçirdiler.
ELÇİLERİN İŞLERİ 20:4-38 Turkish Bible Old Translation 1941 (KMEYA)
Ve Pirrosun oğlu Verialı Sopatros, Selâniklilerden Aristarhos ve Sekundus, Derbeli Gayus ve Timoteos, ve Asyalı Tihikos ile Trofimos kendisine Asyaya kadar yoldaş oldular. Ancak bunlar önden gitmişlerdi, ve bizi Troasta bekliyorlardı. Biz de Hamursuz ekmek günlerinden sonra, Filipiden yelken açtık, ve Troasa onların yanına beş günde vardık; orada yedi gün kaldık. Haftanın ilk gününde ekmek kırmak için bir araya toplandığımız zaman, Pavlus ertesi gün yola çıkmağa niyet ederek onlarla konuştu, ve gece yarısına kadar sözünü uzattı. Toplanmış olduğumuz yukarı odada bir çok ışıklar vardı. Eftihos isminde bir genç, pencerede oturup derin uykuya daldı; ve Pavlus sözü uzattıkça, uykusunda çöküp üçüncü kattan aşağı düştü, ve ölü olarak kaldırıldı. Pavlus aşağı indi, ve üzerine düşüp onu kucaklıyarak dedi: Gürültü etmeyin, çünkü canı kendisinde. Yine yukarı çıkıp ekmeği kırdı ve yedi, gün doğuncıya kadar onlarla uzun konuştu, ve öyle yola çıktı. Ve genci diri getirip çok teselli buldular. Biz de önceden gemiye binip Pavlusu oradan almak niyetile Asosa açıldık; çünkü kendisi yaya gitmek niyetinde olarak böyle ısmarlamıştı. Asosta bizi karşılayınca, kendisini alıp Midilliye vardık. Ve oradan yelken açarak ertesi gün Sakız adası karşısına geldik; ve daha ertesi gün Sisamı tutarak bir gün sonra Militosa vardık. Çünkü Pavlus Asyada vakit kaybetmemek için Efesos önünde durmadan geçmeğe karar vermişti; çünkü mümkün olursa, Pentikost günü Yeruşalimde bulunmak için acele ediyordu. Militostan Efesosa gönderip kilisenin ihtiyarlarını yanına çağırttı. Ve yanına geldikleri zaman, kendilerine dedi: Siz kendiniz biliyorsunuz, Asyaya girdiğim ilk günden beri bütün vakit sizin yanınızda nasıl bulundum, tam alçak gönüllülük ve gözyaşları ile ve Yahudilerin düzenlerinden başıma gelen imtihanlarla Rabbe hizmet ettim, ve size faideli olan hiç bir şeyi beyan etmekten çekinmedim, ve Allaha tövbe ve Rabbimiz İsa Mesihe imanı Yahudilere hem de Yunanlılara şehadet ederek açıkça ve evden eve size öğrettim. Ve şimdi, işte, ruhta bağlanmış olarak Yeruşalime gidiyorum, orada başıma gelecek şeyleri bilmem; ancak her şehirde zincirler ve sıkıntılar beni bekliyor, diye Ruhülkudüs bana şehadet ediyor. Fakat ben canıma kendim için hiç kıymet vermiyorum, elverir ki, devrimi, ve Allahın inayetinin incilini şehadet etmek için Rab İsadan aldığım hizmeti başarayım. Ve şimdi, işte, ben biliyorum ki, aranızdan melekûtu vâzederek geçtiğim sizler, hepiniz, artık yüzümü görmiyeceksiniz. Bunun için bugünkü günde size şehadet ediyorum ki, bütün insanların kanından temizim; çünkü Allahın bütün muradını size beyan etmekten çekinmedim. Kendinize, ve Rabbin kendi kanı ile edindiği kiliseyi gütmek için, Ruhülkudüsün sizi içinde nazır ettiği bütün sürüye dikkat edin. Biliyorum ki, ben gittikten sonra, sürüyü esirgemiyen azgın kurtlar aranıza girecektir; ve şakirtleri artlarınca çekmek için sapık şeyler söyliyen adamlar kendi aranızdan çıkacaklardır. Bundan dolayı uyanık olun, üç yıl müddet, gece gündüz, gözyaşları ile herkese nasihat etmekten vazgeçmediğimi hatırlayın. Ve şimdi sizi Allaha ve inayeti sözüne ısmarladım; o sizi bina etmeğe ve bütün takdis edilmiş olanlar arasında size miras vermeğe kadirdir. Hiç kimsenin gümüşüne, ya altınına, yahut esvabına göz komadım. Siz kendiniz bilirsiniz ki, kendi ihtiyaçlarıma, ve benimle olanlara bu eller hizmet etti. Her şeyde size gösterdim ki, böylece emek çekerek zayıflara yardım etmek, ve bizzat Rab İsanın: Vermek almaktan daha mutludur, dediği sözleri anmak gerektir. Bu şeyleri söyledikten sonra, diz çöküp hepsile beraber dua etti. Hepsi çok ağladılar, ve en çok kendi yüzünü artık görmiyeceklerdir diye söylediği sözden kederlenerek Pavlusun boynuna düşüp kendisini öptüler. Ve onu gemiye kadar geçirdiler.
ELÇİLERİN İŞLERİ 20:4-38 Kutsal Kitap ve Deuterokanonik Kitaplar (KKDEU)
Veriya'dan Piros oğlu Sopater, Selanikli Aristarhos ile Sekundus, Derbeli Gaios ile Timoteos ve Asyalı Tihikos ile Trofimos ona yoldaşlık etmekteydi. Bunlar önden gidip Troas'ta bizleri beklediler. Biz de Mayasız Ekmek Bayramı günlerinden sonra Filipi'den gemiye bindik ve beş günde Troas'a vararak onlara katıldık. Burada bir hafta kaldık. Haftanın ilk günü ekmek bölmek için toplandığımızda, Pavlus onlara bir konuşma yaptı. Ertesi gün gidecekti. Sözünü gece yarısına dek uzattı. Toplandığımız yukarı odada birçok lamba yanmaktaydı. Eftihos adlı bir genç pencerenin eşiğinde oturuyordu. Pavlus'un konuşması oldukça uzadı; genç derin uykuya daldı. Uykuya dalınca da üçüncü kattan aşağı düştü. Kendisini ölü olarak yerden kaldırdılar. Pavlus aşağı inip gencin üzerine eğildi, onu kollarına alarak, “Telaşlanmayın” dedi, “Hâlâ yaşıyor.” Bundan sonra yukarı çıkıp ekmek bölüp yemek yedi. Sabaha dek uzun uzun konuştuktan sonra gitti. Çocuğa gelince, onu diri olarak içeri getirdiler ve olaydan büyük teşvik aldılar. Biz gemiye binip Asos'a açıldık. Orada Pavlus'u gemiye alacaktık. Çünkü Pavlus oraya kadar karadan gitmek istiyordu. Asos'ta bizi karşıladı. Onu gemiye alıp Midilli'ye geldik. Oradan da yelken açarak ertesi gün Sakız Adası karşısından geçtik, daha sonraki gün Sisam'ı aştık ve bir gün sonra da Miletos'a ulaştık. Çünkü Pavlus Efesos'a uğramamaya karar vermişti. Asya bölgesinde oyalanmak istememesinin nedeni, olanağı varsa Pentekost günü Yeruşalim'de bulunmak için acele etmesiydi. Pavlus Miletos'tan Efesos'a haber gönderip kilisenin İhtiyarları'nı çağırdı. Onlar yanına gelince şunları söyledi: “Asya bölgesine vardığım ilk günden bu yana, aranızda zamanımın tümünü nasıl geçirdiğimi iyi bilirsiniz. Yahudiler'in baskıları nedeniyle karşılaştığım denenmelerin ortasında Rab'be her bakımdan alçakgönüllülükle ve gözyaşlarıyla hizmet sundum. Gerek herkese açık yerlerde, gerekse evlerde, sizlere yararlı olan hiçbir şeyi bildirmekten ve size öğretmekten çekinmedim. Yahudiler'e ve Yunanlılar'a tövbe edip Tanrı'ya dönmeleri ve Rabbimiz İsa'ya iman etmeleri için tanıklıkta bulundum. Ve işte şu anda Ruh denetimine teslim olarak Yeruşalim'e gidiyorum. Orada başıma ne gelecek, bilemem. “Ancak Kutsal Ruh tanıklık ederek, beni her kentte cezaevi bağlarının ve acılar zincirinin beklemekte olduğunu bildiriyor. Ama bunlardan hiçbiri yaşamımı kendi gözümde değerli kılmaz. Tek amacım çalışma dönemimi ve Rab İsa'dan aldığım hizmeti sona erdirmektir. Bu hizmet Tanrı kayrasının Sevindirici Haberi'ne tanıklık etmektir. “İşte şu anda, Tanrı'nın Hükümranlığı'na ilişkin bildiriyi yaymak amacıyla aranızda kalmış olduğum sizlerden hiçbirinin bir daha yüzümü görmeyeceğini biliyorum. Bu nedenle bugün size tanıklık ediyorum ki, hiç kimsenin kanından sorumlu değilim. Çünkü Tanrı'nın amacını sizlere tümüyle bildirdim. Kendinize ve Kutsal Ruh'un sizi Gözetmen atadığı tüm sürüye dikkat edin. Rab bu kiliseye kendi kanıyla sahip olmuştur. “Ben gittikten sonra aranıza sürüyü esirgemeyen yırtıcı kurtlar gireceğini biliyorum. Hatta sizin aranızdan, öğrencileri koparıp arkalarına takmak için saçma sapan sözler söyleyen adamlar çıkacak. Onun için uyanık olun, üç yıl gece gündüz gözyaşları dökerek her birinize öğüt vermekten hiç usanmadığımı anımsayın. Şimdi sizleri Tanrı'ya ve O'nun kayrasının sözüne bırakıyorum. O'nun gücü sizi geliştirmeye ve kutsal kılınanların tümü arasında mirası vermeye yeterlidir. “Hiç kimsenin altınına, gümüşüne ya da giysisine göz dikmedim. Benim ve benimle birlikte olanların gereksinmeleri için şu ellerimle çalıştığımı siz de biliyorsunuz. Her ortamda böyle emek vererek zayıfları desteklemek gerektiğini size gösterdim. ‘Vermek almaktan daha büyük mutluluktur’ diyen Rab İsa'nın sözlerini anımsayın.” Pavlus bunları söyledikten sonra diz çöktü ve hepsiyle birlikte dua etti. Herkes acı acı ağladı; Pavlus'un boynuna sarılarak onu öptüler. Özellikle bundan böyle yüzünü hiç görmeyeceklerine ilişkin sözlerinden ötürü derin üzüntü duydular. Sonra onu gemiye kadar yolcu ettiler.